26 Ocak 2017 Perşembe

Başkanlık Sadece CHP’nin Sorunu Değil Bütün Türkiye’nin Sorunudur

Başkanlık Sistemi'ne "Hayır" demek için yollara çıktık. İlk durağımız "Hatay" İlimiz oldu. İl ve İlçe örgütlerimizle birlikte, Hatay Barosu, Hatay Gazeteciler Cemiyeti, İskenderun Gazeteciler Cemiyeti, Antakya Gazeteciler Cemiyeti ve Akdeniz Tüccar ve Sanayici İş Adamları Derneği’ini (ATSİAD) ziyaret ettik. Görüş alışverişinde bulunduk.

Hatay halkı 1938'de yapılan referandumla, Cumhuriyet'in eşit ve özgür vatandaşları olmak için "Türkiye" dedi. Şimdi de kazandıkları özgürlüklerini ve haklarını korumak için #Hayır diyor!


Başkanlık Sadece CHP’nin Sorunu Değil Bütün Türkiye’nin Sorunudur
Anayasalar, toplumsal mutabakat sağlanarak hazırlanıp kabul edilen uzlaşma metinleridir. Bir siyasi partinin hazırladığı, OHAL ortamında, baskı altında TBMM’de kabul edilen sıradan metinler değildir. Her türlü baskı ve hile ile kabul edilen metinler, asla halkın Anayasa'sı olamaz.

AKP hükumeti Anayasa değişikliği ile Demokratik Cumhuriyetimizin, “Demokratik” ayağını kırmayı planlıyor. Cumhuriyet’in sadece adı kalacak “ Demokratik” yapısı ise ortadan kaldırılacaktır.

Adında “Cumhuriyet” olan her rejimin “Demokratik” değildir. Öyle olmuş olsaydı, adında “Cumhuriyet” olan, İran, Libya, Mısır ve Suriye gibi ülkeler en demokratik ülkeler olurdu. Sembolik anlamda “Krallık” olan; Birleşik Krallık, Danimarka, İsveç, İspanya… vb. gibi Avrupa ülkeleri demokrasinin beşiği olamazdı.

Her vatandaşın kendisine şu soruları sorması gerekir;
Demokrasiden neden vazgeçiyorlar?
Geliştirmemiz gereken demokrasimizi neden ortadan kaldırmak istiyorlar?
Geleceğimizi neden “Tek adamlara” terk ediyorlar?

Demokrasimiz rafa kalktığında terör mü bitecek? Hayır
“Tek Adam Yönetimi” geldiğinde, ekonomik kriz mi ortadan kalkacak? Hayır
Milletvekili sayısı arttığında işsizlik mi azalacak? Hayır
Yargı tamamen “Başkan”a bağlandığında adalet mi gelecek? Hayır
Bütün yetkiler “Başkan”da toplandığında asgari ücret mi artacak? Hayır

Başkanlık rejiminde bütün sorunlarımız katlanarak artacak. Biz de bir Suriye olma yolunda hızla yol alacağız. Tek adamlar bizlerin, çocuklarımızın geleceğini karartacak…

O zaman sandığa gittiğimizde “Başkanlık Rejimi”ne “hayır” diyeceğiz.

Bu sorun sadece CHPlilerin sorunu değildir. Bütün Türkiye’nin, aydınların, demokratların, milliyetçilerin, devrimcilerin, dindarların… 80 milyonun sorunudur.

Hepimiz biliyoruz ki Türkiye’de yapılmak istenen bir “Rejim” değişikliğidir. “Parlamenter Demokrasi”nin yerine “Başkanlık Rejimi” kurulmak isteniyor.

Halktan aldıkları yetkiyi kullanmadılar, iradelerini saraya teslim ettiler, gece yarısı uykulu gözlerle el kaldırıp indirerek Anayasa’yı değiştirdiler.

“Evet” dediler, ellerindeki pulları göstererek!!!
Efendilerine bağlılıklarını haykırdılar…
Ama tarih unutmaz!
Vatana ihanet edenleri!
Hep yazdı…
Yine yazacak!
Vatanı bir pula satanları!

Tarihin gözleri de var.
Görecek!
Bizim vatana yeniden, yeniden can olduğumuzu!

25.01.2017/HATAY
Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur! Neşet Ertaş

 Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. 
Çünkü kötü insanların türküleri yoktur! 
Neşet Ertaş



20 Ocak 2017 Cuma

Maaşsız gazı olur mu?


Maaşsız gazı olur mu?
Sayın Başbakan; 15 Temmuz gazilerine neden maaş bağlanmıyor. Hani “tırnağı” yaralanan herkes gazilik hakkından yararlanacaktı? Gaziler için, “borçları siliniyor, maaşları bağlanacak” demiştiniz. Verdiğiniz sözlere ne oldu?

AKP grup toplantısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz gazilerine maaş bağlanmasına ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.

Başbakan Binali Yıldırım gazilere ilişkin şu açıklamayı yapmıştı:
"15 Temmuz şehit ve gazilerimize ne yapsak haklarını ödeyemeyiz. Şehit ve gazilerimizle ilgili yeni bir düzenleme daha yapıyoruz. Bunlara aylık bağlanabilmesi için SGK borcu olmaması gereken saçma sapan bir kural vardı. Bu borçlar da siliniyor ve gerekli maaş bağlanıyor. Yarasının ölçüsü ne olursa olsun, onların gönlünü kazanmak bizim borcumuzdur. O meydana inenler tırnağı bile yaralanmışsa onlarda gazilik hakkından yararlanacak."
Ancak açıklamanın üzerinden koskoca 5 ay geçmesine rağmen gazilerin mağduriyeti devam ediyor.

Maaş bağlanmayan 15 Temmuz gazisi Kenan Konuk, Partimize gelerek yardım talebinde bulundu. Mağduriyetini dile getiren Konuk, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı’nın çağrına uyarak sokağa çıktığını söylüyor.

Ben ne yiyip ne içeceğim…

O gece helikopterden açılan kurşunlarla bacağından ağır bir şekilde yaralanan gazi Kenan Konuk, defalarca ameliyat olmasına rağmen sağlığına kavuşamamış. Koltuk değnekleri ve yakınlarının yardımıyla yürümeye çalışıyor.

Bacak kasları ve sinirleri parçalanan Konuk;
“Sinirlerin iyileşmesi 2 yılı alacakmış, 2 yıl sonra da ayağımın tutup tutmayacağı belli değil. Ben bu 2 yıl içinde ne yiyip ne içeceğim. Maaşım yok, gazilik maaşım yok. Bize gazi unvanı verildiyse, gazinin maaşı olur. Gazilikte %40, %60 aranmaz ki, Maaşsız gazı olur mu? O zaman bana bu unvanı neden verdin, otobüse binmek için mi? Ben tek başıma bir yere gidemiyorum. Yürüyemiyorum, ayağım takılıyor düşüyorum.”
İnşaatlarda kalıpçılık yaparak geçimini sağlayan inşaat içişi Kenen Konuk, artık çalışamayacak durumda. Emeklilik gün sayısını doldurmuş olmasına rağmen, yaş haddinden emekli de olamıyor. Emekli olmak için 3 sene daha beklemesi geriyor. “Artık gazilik maaşından da vazgeçtim yeter ki inşaatlarda çalışarak hak ettiğim emeklilik maaşım bağlansın” diyor.

Biz de Cumhurbaşkanına, Başbakana ve tüm yetkililere sesleniyoruz:
Gazilik maaşı bağlanmayan çalışamayacak durumda olan gaziler ne yiyip ne içecekler.
“Onlar da mı ağaç kabuğu yesinler.”

Tüm gazilerimizin mağduriyetinin giderilmesi için yetkilileri sorumluluk almaya ve verdikleri sözleri yerine getirmeye çağırıyoruz.

20.01.2017
Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

18 Ocak 2017 Çarşamba

AKP Laik ve Bilimsel Eğitimi Yok Ediyor


AKP Laik ve Bilimsel Eğitimi Yok Ediyor
AKP’nin 15 yıllık karnesine baktığımızda en başarısız olduğu alanlardan biri de eğitim oldu. Yol ve köprü yapmakla övünen hükümet, eğitimi uluslararası alanda son 12 yılın en alt seviyesine taşıdı.

Başarısızlık, öğrencilerin uluslararası ölçekte “fen”, “matematik” ve “okuma” becerilerinin ölçüldüğü sınavlardan biri olan PISA 2015 sonuçlarına da yansıdı. Türkiye, 70 ülke arasında fende 51'inci, matematikte 48'inci, okumada ise 49'uncu sırada yer aldı.

Uluslararası alanda elde edilen başarısız sonuçları dikkate almayan hükümet, laik ve bilimsel eğitimi hedef alan yeni bir eğitim müfredatını açıkladı.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren 1, 5 ve 9. sınıf öğrencilerinin, yeni hazırlanan müfredatla eğitime başlayacağını söyledi.

Bakan Yılmaz, basın mensuplarının, Fizik ve fen kitaplarından “büyük patlama” ve “evrim” konularının çıkartıldığına ilişkin bir soruya, "Taslağı inceleyin, herkes kendi görüşünü söylesin. Ondan sonra ortaya bir metin çıkacaktır. İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. İlim ne söylüyorsa biz onu takip edeceğiz. Diğeri de ilim midir, varsayım mıdır, kuramsal mıdır? Ayrı bir tartışma gerektiriyor." diyerek taslağı savundu.

Bakanlık hazırladığı yeni müfredatta “Pozitivizm” ve “Sekülerizm” kavramlarını “inanç sorunu” olarak gösteriyor. Seküler yaşamı problemli bir hayat tarzı olarak öğrencilere anlatmaya hazırlanıyor.
Atatürk’e ve İsmet İnönü’ye ders programlarında daha az yer verilerek, Cumhuriyetimizin kurucuları unutturulmaya çalışılıyor.

“Cihad” konusu “Değerler “ başlığı altında, yeni nesillere aktarılmak isteniyor.

Müfredatta yer alan bilim ve siyaset felsefesi gibi konular kaldırılarak, felsefenin sadece tarihi anlatılıyor.

Felsefe düşünme sanatıdır.
Çağı yakalamak için,
İnsanlık için meraklı nesiller yetiştirmeliyiz.
Yeni nesiller evreni merak etmeli,
Soru sormalı ve sorgulamalı…
Bilinmeyenin peşinden koşmalı,
Aksi halde sorduğumuz soruların değil, soru soranların arkasından koşmaya devam ederiz.

Görülen o ki, Laik Cumhuriyet eğitimini hedef alan hükümet güdümlü bir sendikanın teklifi doğrultusunda müfredat hazırlamış. Söz konusu sendika, “Pozitivist bir bilim anlayışı çerçevesinde modern eğitim sistemi tasarlandı. Aklı ve bilimi kutsayan ve dini aşağılayan pozitivist anlayışı ile insan yetiştirmek hedeflendi.” diyerek bilimsel eğitimi hedef almıştı.

Biliyoruz, sizler asla tatmin olmazsınız!
Bütün okulları imam hatibe çevirsek, matematiği, feni, felsefeyi, Cumhuriyet tarihini, tümüyle ders programından çıkartsak…
Bu defa da karma eğitime karşı çıkarsınız.
O da olmadı…
Kız çocukları okutulmasın dersiniz.
Ta ki Laik Cumhuriyeti yıkıp, parçalara ayırana kadar…

Bilimden uzaklaşan toplumlar yok olmaya mahkümdur. Çok uzağa gitmeye gerek yok, yakın tarihimize bakın, komşularımıza bakın. Bilimden, fenden, matematikten uzaklaşan halkların yaşadığı acıyı, ızdırabı görün.

Tarihin akışını geriye döndüremezsiniz!
Karanlığa karşı aydınlık bir Türkiye’ de yaşayacağımız günler yakın! 18.01.2016

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

11 Ocak 2017 Çarşamba

AKP Engellileri İhraç Ederek Vicdanları Kanatıyor


AKP Engellileri İhraç Ederek Vicdanları Kanatıyor
15 Temmuz denetimli darbe girişiminden sonra yüzbinlerce kamu çalışanı ihraç edildi. İhraç edilenler arasında çok sayıda engelli kamu çalışanı da bulunuyor.

AKP hükümeti muhalif olduğunu düşündüğü herkesi kamudan uzaklaştırıyor. FETÖ Terör Örgütü ile ilişkisi olmayan Engelli kamu çalışanları da muhalif kimliklerinden dolayı kamudan ihraç ediliyor.

İhraç edilenlere, 679 sayılı KHK ile ihraç edilen, “Türkiye Sakatlar Derneği” Ankara Şube Başkanı Mithat Tokur‘da eklendi. KESK’e bağlı BES (Büro emekçileri Sendikası) üyesi olan Tokur, Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Türkiye İş Kurumu'nda görev yapıyordu.

İhraç edilenler arasında yer alan; BES üyesi, görme engelli Avukat Arzu Şenyurt Akdağ Sosyal Güvenlik Kurumunda çalışıyordu. SES üyesi, Veli Saçılık ise Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nde çalışıyordu.

Demokratik sosyal hukuk devleti, engellilerin meslek edinmesi ve başkalarına muhtaç olmadan onurlu bir şekilde yaşamaları için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

Engelliler Kanunu’nda her şey engelliler lehine düzenlenmişken, AKP hükümeti keyfi uygulamalarla bu vatandaşlarımızı kamudan ihraç ederek mağdur etmiştir.

Buradan Sayın Başbakan Binali Yıldırım’a sesleniyoruz;
Engelli kamu çalışanlarını kirli politikalarınıza alet etmeyin. İhraç ederek mağdur ettiğiniz engellileri işlerine iade ederek daha fazla vicdanları kanatmayın.

Engelli kamu çalışanları yalnız değildir!
Biz her zaman, her koşulda ve her yerde tüm mağdurların olduğu gibi, mağdur edilen engelli kamu çalışanlarının da yanındayız. Mağdurlar göreve iade edilene kadar tüm süreçlerin takipçisi olacağız.

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

9 Ocak 2017 Pazartesi

Bilim Yuvasına Asma Kilit Vurulamaz

Bilim Yuvasına Asma Kilit Vurulamaz
15 Temmuz denetimli darbe girişimi başarısız oldu. Ancak, FETÖ Terör Örgütü’nün açtığı yoldan emin adımlarla ilerleyen AKP, kendi darbesini gerçekleştirmeye devam ediyor. Yüzbinlerce kamu çalışanını açığa alıp ihraç eden AKP, muhalif akademisyenleri de görevden uzaklaştırdı.

Son olarak OHAL kapsamında çıkartılan 679 no’lu KHK ile 600’ün üzerinde akademisyen ihraç edildi. Bunlardan 39’u barış bildirisine imza atan muhalif akademisyen.

İhraç edilen muhalif akademisyenlerin 9’u ise Türkiye’nin en gözde bilim kurumlarından biri olan Ege Üniversitesi’nde görev yapıyordu. İhraçların Resmi Gazetede yayınlanmasından sonra, Ege Üniversitesi Rektörü ihraç edilen akademisyenlerin odalarına “alarmlı asma kilit” taktırarak, bilime ve “Bilim İnsanlığı”na yakışmayan yüz kızartıcı bir uygulamaya imza attı.

FETÖ Terör Örgü ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan, muhalif bilim insanlarının odalarına “alarmlı asma kilit” taktıracak kadar acizleşen bir anlayış bilimsel bir kurumu yönetemez. Değil “Rektör, “Yandaşlık”tan öteye geçemez.

Bizler; odalarına “alarmlı asma kilit” takılıp, kitaplarını ve özel eşyalarını almalarına dahi izin verilmeyen “Bilim İnsanları”; Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Prof. Dr. Nilgün Toker, Prof. Dr. Zerrin Kurtoğlu, Prof. Dr. Melek Göregenli, Doç. Dr. Hediye Aslı Davas, Yrd. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez, Yrd. Doç. Dr. Hanifi Kurt, Yrd. Doç. Dr. Ali Serdar Tekin, Araştırma Görevlisi Cansu Akbaş Demirel’in yanındayız.

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi