24 Aralık 2016 Cumartesi

Göreve İade Edilen Öğretmenler Neden Yeniden Açığa Alınıyor

Göreve İade Edilen Öğretmenler Neden Yeniden Açığa Alınıyor
15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL kapsamında başlatılan FETÖ/PDY soruşturması ile açığa alınıp, daha sonra göreve iade edilen öğretmenler yeniden açığa alınmaya başlandı.

Kısa bir süre önce göreve iade edilen öğretmenlerimiz yeniden açığa alınmanın şokunu yaşıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’na müracaat eden öğretmenler yeniden açığa alınma gerekçelerini öğrenemiyor. Yetkililer de konu hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ya da Müfettiş incelemelerine bakılması gerektiğini söylüyorlar.

Hükümetin keyfi uygulamaları karşısında çaresiz kalan öğretmenler AKP hükümetinden bir muhatap arıyor. Ancak bulamıyor!

Partimizi arayan, e-mail yoluyla ulaşan, genel merkezimize, il ve ilçe örgütlerimize gelen çok sayıda öğretmen yardım talep ediyor. İkinci defa açığa alınmalarının nedenini öğrenmek istiyor.

Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın şu sorulara cevap vermesi gerekiyor:

• Açığa alınan öğretmenler hakkında 3 ay boyunca nasıl bir inceleme yürütüldü?
• Göreve iade edilen öğretmenler neye göre iade edildi?
• Açığa alınıp göreve iade edilen öğretmenler neden yeniden açığa alınıyor?
• Açığa alınan öğretmenler hakkında yeterli inceleme yapılmadan mı iade edildi?
• İnceleme yapılmadan iade edildilerse sorumlular kim?
• Yeterli inceleme yapıldıysa neden yeniden açığa alınıyorlar?
• Yoksa her şey bir keyfilikten mi ibaret?

Devlet yönetimi büyük bir ciddiyet gerektirir. İnsan haklarına, evrensel hukuk kurallarına aykırı uygulamaların amacı ne? Ağır aksak yürüyen demokrasiyi tamamen yok etmek mi?

Hükümetin keyfi uygulamaları başta öğretmen, öğrenci ve aileleri olmak üzere milyonlarca insanın geleceğini etkiliyor. Yargısız infazlardan vazgeçin! Bağımsız, tarafsız, evrensel hukuk kurallarının uygulanmasının önündeki engelleri kaldırın. Ülkemizin ve insanlarımızın geleceğini karartmayın.

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

16 Aralık 2016 Cuma

İhraçlar da emekli ediliyor


İhraçlar da emekli ediliyor
15 Temmuz darbe girişiminden sonra ihraç edilen kamu çalışanlarının kazanılmış haklarıyla birlikte tüm sosyal hakları da ellerinden alındı.

Çalışırken emeklilik hakkını kazanıp emekli olmayarak çalışmaya devam eden kamu çalışanlarından ihraç edilenler de aynı uygulamaya maruz kaldı. Kazanılmış emeklilik haklarını talep etmelerine rağmen emeklilik işlemleri yapılmadı.

Ancak, son yapılan bir uygulama emsal niteliği taşımaktadır. Emeklilik hakkını kazanmış, emekli olmayarak çalışmaya devam etmiş ve 15 Temmuz sonrası ihraç edilen 2 askeri personelin emeklilik işlemleri yapılarak kazanılmış hakları iade edilmiştir. Tutuklu ve ihraç olan askeri personelin talebi doğrultusunda, emekli ikramiyesi ödenerek, emeklilik maaşı rütbesi de dikkate alınarak en yüksek dereceden bağlanmıştır.

Yapılan uygulamanın, talep edilmesi halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da başlatılarak mağduriyetlerin giderilmesi gerekmektedir.

Partimize bu konuda müracaat eden çok sayıda mağdur ve yakını da sağlık hizmetlerinden yararlanamadıklarını, hiç bir gelirleri olmadığı için açlıkla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek yardım talebinde bulunmuştu.

Tutuklu ve ihraç edilenlerin yakınları ve çocuklarına, “ağaç kabuğu yesinler” diyerek açlığa mahkum eden anlayışı buradan bir kez daha kınıyor, tüm yetkililere sesleniyoruz…

İnsanları açlıkla ve yoksullukla terbiye etmekten vazgeçin!

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi





26 Kasım 2016 Cumartesi

Mustafa Kemal Atatürk'ü Fidel Castro'dan Okuyalım


Mustafa Kemal Atatürk'ü Fidel Castro'dan Okuyalım

"Atatürk, 1919’da AnadoIu’dan düşmanIarı kovmak için Bandırma Gemisi’yIe Samsun’a çıktı. Ve anti-emperyaIist bir savaş verdi
ve zafere erişti. Biz, Atatürk’ün bu devrimci savaşından etkiIendik-esinIendik ve tam 40 yıI sonra, 1959’da Granma Gemisi’yIe Havana’ya çıktık. ÜIkemizden emperyaIistIeri ve işbirIikçisi faşist batista rejimini yıkmak için. Biz de zafere eriştik. Bizim ve tüm mazIum haIkIarın esin kaynağıdır devrimci KemaI Atatürk.. Sağdan soIa doğru yazıIan arap harfIi aIfabe’yi bırakıp, soIdan sağa doğru yazıIan Iatin harfIi abece’ye geçiIen harf devrimi başta oImak üzere, bir dizi çağdaş ve aydınIanmacı cumhuriyet devrimIerini bu kadar kısa sürede biz asIa başaramazdık.

İsterse amerika’ya seçimIer için bir gözIemci göndereIim.

Yönetimin bir suçIu veya hırsız tarafından garanti aItına aIındığı bir cumhuriyette onurIu insanIarın öIdürüImesi veya hapsediImesi oIağandır.. Beni IanetIeyin. Bunun hiçbir önemi oImayacak, çünkü tarih benim yanımda yer aIacak.

Castro Atatürk’ü kastederek, ‘o’nun yaptıkIarını ben başaramazdım. AsıI devrimci Atatürk’tür. Bu kadar büyük bir devrim yaptım ama Atatürk’ün yaptıkIarını başaramazdım.

Atatürk’ün büyük bir asker, döneminin en önemIi IiderIerinden biridir.

Devrim hareketine 82 kişiyIe başIadım. Eğer bunu tekrar yapmak zorunda kaIsaydım yanıma 10 ya da 15 sadık insan aIırdım. Eğer sadıksanız ve hareket pIanınız varsa ne kadar küçük oIduğunuzun hiç bir önemi yoktur.

Bir katiIin, bir hırsızın başbakan oIduğu bir cumhuriyette, dürüst kişiIerin yerinin ya mezar, ya cezaevi oIduğunu anIayabiImek zor bir şey oImasa gerek.

Ben bir marksist Ieninistim ve yaşamımın son anına kadar da böyIe kaIacağım.
Devrim için savaşmayana komünist denmez.
Beni suçIayabiIirsiniz, sorun değiI: tarih beni akIayacaktır.
Eğer büyük kitIeIeri ikna edebiImişse, fikirIer siIahIara ihtiyaç duymaz." 
FIDEL CASTRO

23 Kasım 2016 Çarşamba

Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz; Sözünüzü Tutun Öğretmenleri Öğrencilerine Kavuşturun


Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz; Sözünüzü Tutun Öğretmenleri Öğrencilerine Kavuşturun
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz OHAL kapsamında çıkartılan KHK’lerle 30 bine yakın öğretmenin ihraç edildiğini açıkladı.  17 bin öğretmen açığa alınırken, cemaatle ilişkili olduğu iddia edilen okullarda çalışan 28 bin öğretmenin de lisansı iptal edildi. İşsiz kalan öğretmen sayısı yaklaşık olarak 75 bine ulaştı.

Onbinlerce öğretmen işsiz kalırken mağduriyetler de katlanarak arttı.   1,5 milyonu aşkın öğrenci öğretmensiz kaldı. Sadece eğitim alanında aileleriyle birlikte milyonlarca insan mağdur oldu.

Darbe karşıtı, laik ve bilimsel eğitimi savunan Eğitim Sen, Eğitim-İş ve diğer sendika üyeleri ile çok sayıda sendikasız öğretmen de OHAL kapsamında çıkartılan KHK ile açığa alınıp ihraç edildi.

29 Aralık 2015 tarihinde sendikanın aldığı kararla bir günlük iş bırakma eylemine katılan Eğitim Sen üyesi 9 bin 843 öğretmen terörist ilan edilip, açığa alındı.  

Mağduriyetin giderilmesi için başta, “CHP Darbe Girişimi Sürecini İzleme Komisyonu” üyelerimiz olmak üzere çok sayıda Milletvekilimiz, Milli Eğitim Bakanı, Bakan Yardımcısı ve diğer yetkililerle defalarca görüştü.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz; sendikal eylem nedeniyle hukuka aykırı bir şekilde açığa alınan öğretmenlerin mağdur edilmeyeceği sözünü verdi.

“Soruşturmalar tamamlandı en kısa sürede göreve iade edilecekler” denmesinin üzerinden 45 gün geçti, ama göreve iadeler gerçekleşmedi.

Buradan Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’a sesleniyoruz!

Açığa alınan binlerce öğretmen verdiğiniz sözü yerine getirmenizi büyük bir umut ve heyecanla bekliyor.

Geciken adalet adalet değildir. Mağduriyetler her geçen gün artmaktadır. 80 gündür göreve dönmeyi bekleyen öğretmenlerin ve yollarını gözleyen öğrencilerinin umutlarını boşa çıkartmayın.

Öğretmenleri açlıkla terbiye etmeye kalkmayın. Onlar umudunu kaybetmeden haklı mücadelelerine devam edecekler.

12 Martlar, 12 Eylüller öğretmenlerin örgütlü gücünü kıramadı.
Sonunda hep biz kazandık.
Yine biz kazanacağız.
Bir “Anka Kuşu” misali küllerimizden yeniden doğacağız.

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi


17 Kasım 2016 Perşembe

OHAL’de Gençlik Direnmelidir

16 Kasım 2016 tarihinde CHP Bakırköy İlçe Gençlik Kolları’nın düzenlediği “OHAL’de EĞİTİM” konulu panelde yaptığım konuşmadan bir bölüm


OHAL’de Gençlik Direnmelidir

AKP’nin gerici uygulamaları küçümsememeliyiz.
Yaklaşan tehlikenin farkına varmalıyız…
Ciddiye almalıyız!
Direnme hakkımızı kullanmalıyız!
Çünkü yarın çok geç olabilir!

Biz direnmeyi; emperyalistler tarafından paylaşılan bir imparatorluktan “Laik Türkiye Cumhuriyeti”ni kuran, “Geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendik.  

Biz direnmeyi; idam sehpasında dahi, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye” diye haykıran Denizlerden öğrendik. 

Biz direnmeyi; “Erleri geri çekin, rütbeliler gelsin” diyen Mahirlerden devraldık. 

Bizlerde; Mustafa Kemal Atatürk kadar vatansever, umutlu, kararlı, disiplinli ve mücadeleci olmalıyız. 

Bizlerde; Deniz Gezmiş kadar halkların kardeşliğine inanmalıyız. Bunu sadece sloganlarda değil yüreğimizde hissetmeliyiz. Bunun için emek vermeliyiz, mücadele etmeliyiz. Hepimiz birer barış güvercini olmalıyız. 

Mahirler gibi, Denizler gibi birbirimize yoldaş olmalıyız. 


Yakın geçmişimizde  “Gezi Direnişi” örneğimiz var!
Dipdiri önümüzde duruyor.
Bize yol gösteriyor.
Direnme gücü veriyor.
Korkmuyoruz diye haykırıyor.

CHP Parti Meclisimiz de geçen hafta toplanarak, darbeye ve sivil diktaya karşı demokratik direnme hakkımızı kullanma kararlılığımızı ortaya koydu.

Kararlılığımıza dostlarımız sevindi!

Gerisini Cumhuriyet düşmanları düşünsün…! 


Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

12 Kasım 2016 Cumartesi

Huma’nın Ailesini Parçalamayın!

Huma’nın Ailesini Parçalamayın!

Gerçekten de at izi it izine karışmış! 13 aylık Türk vatandaşı Huma Filipinli annesiyle birlikte sınırdışı ediliyor. 

Karen Lim, 13 aylık Huma’nın annesi. Sınırdışı ediliyor.  13 Kasım 2016, Pazar akşamı Ankara Esenboğa Havaalanı’ndan İstanbul Atatürk Havaalanı’na gönderilerek TK0084 Manila, Filipinler uçağıyla sınırdışı edilecek.
   

Filipinler vatandaşı olan Karen Lim 2008 yılında Türkiye’ye geldi. 2010’da Türk vatandaşı Barış Deyirmenci ile evlendi.  2 Eylül 2015 yılında ise kızları Huma dünyaya geldi.

Karen Lim çalışma izni alarak 25.10.2014 tarihinde Turgut Özal Üniversitesinde okutman olarak çalışmaya başladı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çalıştığı üniversite OHAL kapsamında çıkartılan 667 sayılı KHK ile 23.07.2016 tarihinde kapatıldı. 

Karen Lim, çalıştığı üniversite kapatıldıktan sonra YÖK’ten aldığı çalışma izninin oturma iznine çevrilmesi için Ankara İl Göç İdaresi’ne başvurdu. 7 Kasım 2016 tarihinde başvuru evraklarını teslim etmek için gittiği Ankara İl Göç İdaresi’nde hakkında “Sınır Dışı Etme Kararı” bulunduğu söylenerek “İdari Gözetim” altına alınmak üzere Kavaklıdere Polis Merkezi’ne gönderildi.

Karen Lim bir haftadır 13 aylık kızı Huma ile birlikte polis merkezinde kalıyor. 13 Kasım 2016, Pazar akşamı Ankara Esenboğa Havaalanı’ndan İstanbul Atatürk Havaalanı’na gönderilerek TK0084 Manila, Filipinler uçağıyla sınırdışı edilecek. 

Yurda giriş yasağı da bulunan Karen Lim, sınırdışı edilirse Türk vatandaşı bebeği Huma’yı da beraberinde Filipinler’e götürecek.

Mağdur yoktur diyen AKP yetkililerine sesleniyoruz!
13 aylık Huma mağdur değil mi?
Bu yanlıştan dönün!
Huma’nın annesine oturma izni verin.
Huma’yı babasından ayırmayın…
 Huma’nın ailesini parçalamayın!

AKP’li analara da sesleniyoruz!
Duyarsız kalmayın, “Zalimin zulmüne sessiz kalan dilsiz şeytandır”
Unutmayın!

12 Kasım 2016
Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

5 Kasım 2016 Cumartesi

Diktatörlüğe Geçit Yok


Diktatörlüğe Geçit Yok!
AKP kendi darbesini gerçekleştiriyor. Çözümsüzlüğü çözüm olarak göstermeye çalışıyor. Böl, parçala, yönet politikası uyguluyor. Toplumu parçalara bölüyor. Muhalefeti yok etmek istiyor. “Ben olmazsam devlet yıkılır” diyen anlayış ülkeyi adım adım uçuruma sürüklüyor.

Halk iradesinden sadece kendilerini seçenleri anlayan, düşünce özgürlüğünü sadece kendi düşündüklerini açıklama özgürlüğü sanan, insan haklarından sadece kendi haklarını algılayan bir anlayış tarafından yönetiliyoruz.

Yıl 4 Mart 1994, polis TBMM’e girip DEP Milletvekillerini zor kullanarak gözaltına aldı. DEP kapatıldı, Milletvekilleri 15’er yıl hapis cezasına mahkum edildi.

Yıl 4 Kasım 2016, polis HDP Milletvekillerinin kapılarını kırarak gözaltına aldı. Milletvekilleri tutuklanarak cezaevine koyuldu.

Bugün yaşananlar gösteriyor ki, Türkiye’nin kanayan yarası Kürt sorununda bir arpa boyu yol gidilememiş. 15 yıllık AKP iktidarında sorun kangrenleşmiş. Geçen yıllarda değişen hiçbir şey olmamış.

Halkın iradesini dilinden düşürmeyen iktidar, HDP’li 6 milyon seçmenin iradesini yok sayıp gece yarısı operasyonuyla seçilmişlerin kapıları kırıp gözaltına alıyor.

Sizi seçenleri milli irade, ötekini seçeni terörist ilan ederek barışı getiremezsin. Bir gece yarısı kapıları kırarak seçilmişleri gözaltına alıp, tutuklayarak barışı getiremezsin. Denenmiş ve başarısız olunmuş yöntemleri tekrarlayarak barışı getiremezsin.

Kendi egosunu tatmin etmek için akıl almaz senaryoların yazarı bir adam, onun yanında türlü çıkar grupları ve yandaşlar. Amaç sorunları çözmek değil kangrenleşen sorunlardan kendilerine bir iktidar çıkarmak.

Özgürlükçü demokrasilerde yönetenlerin yetkileri sınırsız değildir
Darbeci anlayış, demokrasiyi 4-5 yılda bir oy kullanma özgürlüğü olarak algılıyor. Çoğunluğun oyu ile başkan olup diktatörlüğünü ilan etmek istiyor. Demokrasi çoğunluğun seçtiklerinin istediğini sınırsızca yapma özgürlüğü değildir. Tek adamın sınırsız yetkiyle donatılması hiç değildir.

Türkiye de ciddi bir demokrasi sorunu vardır. Tek parti ve tek adan diktatörlüğü kurulmaya çalışılıyor. Demokrasiyi tüm kurumlarıyla birlikte bir bütün olarak düşünmek zorundayız. Çoğunluk demokrasinin önemli bir ilkesi olsa da denetimsiz ve başına buyruk değildir.

Diktatörlüğe karşı gücümüzü birleştirmeli, halk iktidarı için birlikte mücadele etmeliyiz.

Adına ister “Başkanlık” desinler, ister “ileri demokrasi” diktatörlüğe geçit yok.

Parlamenter çoğulcu demokrasi hedefimizden asla taviz vermeyeceğiz.

                                                                                               05.11.2016
                                                                                             Yıldırım Kaya
                                                                                    CHP Parti Meclisi Üyesi

31 Ekim 2016 Pazartesi

“Cumhuriyet” ve özgürlüklerin sesi olacağız

“Cumhuriyet” ve özgürlüklerin sesi olacağız
AKP, FETÖ’cülerin askeri darbe girişiminden kendisine sivil darbe fırsatı çıkardı. Sarayın hizbe köşelerinde hazırlanan karanlık planlar uygulamaya sokuldu. OHAL ilan eden AKP, toplumun muhalif kesimlerine karşı topyekun savaş açtı.

Muhalif olan herkesi susturmak istiyorlar   
İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun bireysel silahlanmayı teşvik edeceklerine yönelik açıklamasından sonra CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a silahlı saldırı düzenlendi.
 
Cumhuriyetin ve demokrasinin yılmaz savunucusu, Cumhuriyet Gazetesi’ni susturmak için bu sabah karanlık güçler yine iş başındaydı.  Sayısız defa gazete binaları basılan, yazarları katledilen, tutuklanan gazete yeni bir saldırıya maruz kaldı.

Onlarca gazete, dergi ve televizyonu kapatıp, muhalif gazetecileri tutuklayan anlayış Cumhuriyet Gazetesini de susturmak istiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı; Cumhuriyet Gazetesi ve Cumhuriyet Vakfı yöneticileri hakkında, hem  “FETÖ/PDY” hem de “PKK/KCK” terör örgütlerine üye olmamakla birlikte,  örgüt adına suç işlemekten soruşturma başlattığını açıkladı.

Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı tutuklanarak halkın iradesine müdahale edildi.  

OHAL kapsamında Onbinlerce kamu çalışanı sorgusuz sualsiz ihraç edildi. Son çıkan 675 sayılı KHK ile 10 bin 131 kamu çalışanı daha ihraç listesine eklendi.

Darbeyle, darbecilikle uzaktan yakından ilişkisi olmayan, sendika üyesi, barış yanlısı, laik ve demokratik eğitimin savunucusu 2 bin 219 eğitim emekçisi daha ihraç edildi.   Sendikal mücadelenin gücünü kırmak, örgütlülüğü dağıtmak için önce birlerce öğretme açığa alındı. Kamuoyuna haklarında inceleme yapıldığı izlenimi verildi. Önceden hazırlanan ihraç listelerindeki sendikal mücadelenin öncüsü öğretmenler ve şube başkanları ihraç edildi.  

AKP 15 yılda Cumhuriyetin temellerinin yeterince zayıflattığını düşünerek son darbeyi vurmak istiyor.

Ama çok yanılıyor!
Haksızlığa, zulme, yargısız infazlara karşı direnmek haktır.  
Biz Cumhuriyetin sesi olacağız. Cumhuriyet Gazetesi'ni susturmayacağız.
Biz halkın vicdanı olacağız, halkın iradesini savunacağız, seçilmişlerin yanında olacağız.
                                                                                                             
                                                                                                             31.10.2016
Yıldırım Kaya
         Parti Meclisi Üyesi

28 Ekim 2016 Cuma

Cumhuriyeti Devrimciler Yaşatacak

Cumhuriyeti Devrimciler Yaşatacak!
1 Kasım 1922 yılında babadan oğula geçen Saltanat kaldırıldı. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyet emperyalizme karşı kazanılan bağımsızlık savaşının taçlandırılmış, vücuda bürünmüş halidir.

23 Nisan 1920’de demokrasinin ilk temelleri atılmış, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü o gün Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylenmiştir.

AKP, bu gün yeni keşfetmiş gibi dillendirip, meydanlarda ışıklı panolara yazıyor. Ancak 2015 yılında tek başına iktidar olma şansını kaybedip, birkaç ay sonra halka yeni bir seçimi dayatan anlayışın bunu anlaması mümkün değildir.
Cumhuriyet halkın gerçek iradesidir

Cumhuriyet, tek adamların, başkanların, şahların, kralların, sultanların yönettiği ya da yönetmeye çalıştığı bir düzen değildir. Halkın özgür iradesiyle kendi temsilcilerini seçtiği, seçilme hakkını kullandığı sistemin adıdır Cumhuriyet.
Laik Demokratik Cumhuriyeti kuran parti, “Cumhuriyet Halk Partisi” demokrasinin yerleşmesi için de çok partili dönemin temellerini atmıştır. 1950 seçimlerinde iktidarı “Demokrat Parti ”ye bırakarak büyük bir demokrasi dersi vermiştir. 

Cumhuriyetin hedefi çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır. Yasama, yürütme ve yargının bağımsız olduğu temeller üzerine kurulmuştur. Antidemokratik müdahaleleri kabul etmez. Halkın iradesiyle gelenler, yine halkın iradesiyle giderler.

Ama mutlaka giderler!

Cumhuriyet kadın haklarıdır

Cumhuriyet değerleri kadınları özgürleştirmiştir.  Cumhuriyet kadına eşit yurttaş olma, birey olma hakkını kazandırmıştır.

Seçme ve seçilme hakkı kadınların en önemli kazanımlarındandır.
  • 3 Nisan 1930 yıllında kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı verildi. 
  • 25  Ekim 1933 yılında ise kadınlara muhtar olma, ihtiyar meclisine seçilme hakkı verildi. 
  • 5 Aralık 1934 yılında ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı Anayasal bir hak olarak düzenlendi.
Cumhuriyet kadınları 1930-1935 yıllarında seçme seçilme hakkı kazanmışken; Fransa’da 1944, İtalya’da 1945, Japonya’da 1945, İsrail’de 1948, demokrasinin beşiği Yunanistan’da 1949 yılında bu haklara sahip olabildi.

İsviçre'de kadınlar seçme ve seçilme haklarını 7 Şubat 1971'de kazanabildi. Iraklı kadınlar 1980,  Katar 2003,  Kuveyt 2005,  Birleşik Arap Emirlikleri 2006 yılında bu haklara kavuşabildi.

Suudi Arabistan’da, 25 Eylül 2011 yılında seçme ve seçilme hakkı verilen kadınlar, 2015 yılında bu haklarını kullanabildi.

Suudi Arabistan’da hala kadınların insan olup olmadıkları tartışılıyor. Daha yeni, 2016 yılının Şubat ayında, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da  “Kadın insan mıdır” konulu bir seminer düzenlendi.  Konferansın bilimsel (!) sonucunu bilmiyoruz ama kadınların insanlığından şüphe duyanların evrim sürecinin daha başında olduklarını söyleyebiliriz.

Ama biz Cumhuriyet erkekleri ünlü ozanımız Neşet Ertaş’ın dediği gibi, “kadınlar insandır, erkekler insanoğlu” diyoruz.
Cumhuriyet çağdaş eğitim demek
1 Kasım 1928 yılında gerçekleşen harf devrimiyle eğitimde eşitlik sağlandı. Erkeklerde %7 (Yüzdeyedi), kadınlarda %04 (Bindedört) olan okuryazar oranı hızla artarak 1935 yılında %20’lere ulaştı.
Çağdaş, laik, demokratik, bilimsel eğitim Cumhuriyetin en önemli kazanımlarındandır.
Cumhuriyet devrimlerine saldıranlar harf devrimiyle halkın bir gecede cahil bırakıldığını iddia etse de, okuma yazma bilmeyenlerin bir sabah uyandığında cahil kalması söz konusu değildir. 
Cumhuriyet devrim demek
Mustafa Kemal Atatürk, “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün anlam ve biçimiyle uygar bir toplum haline ulaştırmaktır. Devrimlerimizin temel ilkesi budur. Bu gerçeği kabul edemeyen düşünüş biçimlerini darmadağın etmek zorunludur.” diyerek Cumhuriyet devrimlerinin hedefini çok net ortaya koymuştur.

Atatürk çağdaş uygarlığa ulaşabilmenin yolunu devrimlerin devamlılığında görmüştür. Hep yeniye, hep ileriye, hep bilime vurgu yapmıştır.

Cumhuriyeti Devrimciler Yaşatacak!
28.10.2016
        Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

25 Ekim 2016 Salı

15 Temmuz darbe girişiminin diğer yüzü: Fethullah’ı yargılayan hakim ihraç edildi



15 Temmuz darbe girişiminin diğer yüzü: Fethullah’ı yargılayan hakim ihraç edildi 

15 Temmuz gecesi darbe karşıtı ilk açıklamayı Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu yaptı. "Cumhuriyete ve demokrasimize sahip çıkıyoruz” diyerek darbeye ve darbecilere meydan okudu.

Darbe girişiminin ulusal ve uluslararası ayağı araştırılarak kamuoyuna açıklanmalı, darbeciler yargılanarak en kısa zamanda hak ettikleri cezaları almalıdır.  

CHP, askeri darbeye olduğu gibi, sivil darbeye de karşıdır. Yargılamaların evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yapılması,  insan hakları ihlalleri ve işkencenin olmaması için yoğun bir mücadele vermektedir.   

Bu kapsamda, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra “Darbe Girişimi Sürecini İzleme Komisyonu” kuruldu. Komisyona siyasi yelpazenin en sağından en soluna kadar on binlerce kişi müracaat etti.

Gerçek demokrasilerde haksızlığa uğrayan kişiler mahkemelere koşarken, bizde siyasi bir partiye, CHP’ye koşuyor. Gelişmiş demokrasilerde böyle bir olayın gerçekleşmesinin mümkün olamayacağını düşünerek kahroluyoruz.

Komisyona toplumun her kesiminden müracaatlar oldu. Üst düzey bürokrattan, taşeron işçiye kadar,  siyasi yelpazenin en sağından en soluna kadar on binlerce kişi müracaat etti. Hepsi sorgusuz, sualsiz, yargısız infaza maruz kalan kişiler. Savunma hakları ellerinden alınmış, neyle suçlandıklarını bilmiyorlar. Hukuk onlar için işlemiyor. Bilgi edinme hakları da ortadan kaldırılmış.

CHP olarak mağdurların yanında yer aldık, almaya da devam edeceğiz. Başta Genel Başkanımız olmak üzere, milletvekillerimiz ve komisyon üyelerimizle tüm il ve ilçelerimizde 15 Temmuz şehitlerinin ailelerini ve gazileri ziyaret ederek acılarını paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz.    

Komisyonda Mağdurların hayal kırıklıklarını dinledik, acılarını İçimizde hissettik.  Annesi gözaltında olan 61 günlük Mehmet Bülent bebeği halasının kucağında gördüğümüzde gözyaşlarımızı tutamadık.  Mağdurlarla ağladık, yüreğimiz sıkıştı.

Bize gelen müracaatlardan gördük ki, hükümet, gerçek darbecileri yargılamaktan vazgeçmiş. Muhalefeti bastırmak için cemaatle mücadele eden kişileri meslekten ihraç etmeye başlamış. 

Fethullah’ı yargılayan hakim ihraç edildi 
1 Temmuz 2016 tarihinde, darbe girişiminden sadece 14 gün önce, ISPARTA Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Fethullah Gülen hakkında silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan gıyabında tutuklama kararı veriyor.  AKP hükümeti bu hakime ne yapıyor peki? 15 Temmuz sonrası önce tutukluyor, sonra da meslekten ihraç ediyor. 

Fethullah’ı yargılayan hakim ihraç edilirken, darbenin kara kutusu Genelkurmay’ın imamı Adil Öksüz apar topar mahkemeden salıveriliyor.

Hakim ve Savcılar mahkemede değil CHP’de haklarını arıyor
HSYK seçimlerinde, AKP yandaşı, “Yargıda Birlik Platformu” adaylarına oy vermedikleri için, tutuklanan, meslekten ihraç edilen, açığa alınan hakim ve savcılar, haklarını mahkemelerde değil siyasi bir partide arıyorlar. Bu durum yargının iflas ettiğinin en acımasız resmi olarak yüzümüze çarpıyor.

Suçun şahsiliği ilkesi sadece AKP’liler için geçerli
Mağduriyetten kurtulmak için AKP’li Anayasa Prof. Burhan Kuzu’yu tanıma ya da referansının gerekli olduğu trajikomik bir dönemden geçiyoruz.

Darbe girişiminden sonra suçların şahsiliği ilkesi sadece AKP’liler için geçerli olmaya başladı. Kamu çalışanları aile boyu ihraç edilirken, darbeci Tümgeneral Mehmet Dişli’nin kardeşi Şaban Dişli, hala AKP Genel Başkan Yardımcılığı koltuğunda oturmaya devam ediyor. 

Komisyonumuza müracaata eden mağdurlar kim
15 Temmuz gecesi darbe girişiminden haberdar olmayan emir komutaya uyan er ve erbaşlar tutuklandı. Onların aileleri komisyonumuza müracaat ederek çocuklarının serbest bırakılmasını istiyor.

Bir günlük erin annesi gözyaşları içinde bizden yardım istiyor. Ellerine kına yakarak askere gönderdiği oğlunun tutuklanmasının şokunu yaşıyor.

Kurdelesi Tansu Çiller, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Recep Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen tarafından kesilerek açılan Bank Asya’dan ev kredisi kullanan, banka kartı alan,  2,5 TL hesabı olduğu için açığa alınan, ihraç edilen kamu çalışanları yardım istiyor.

AKP Hükümetinin ve belediyelerinin büyük desteğiyle arsa verilerek kurulan cemaat okullarında çalışan, okul kapatıldığı için işsiz kalan, başka okullarda çalışmalarına izin verilmeyen öğretmenler çalışma izni istiyor.

Devlet desteği verilen cemaat okuluna çocuğunu gönderdiği için İhraç ya da açığa alınan kamu çalışanları da komisyonumuzdan çözüm bekliyor.

14 yılda devlet yurdu yapmayarak öğrencileri cemaatin kucağına iten hükümet, şimdi cemaat yurtlarında kalan kamu çalışanlarını ihraç ediyor.

Savaşa karşı çıkıp barış olsun diye imza veren akademisyenler de puslu havada görevden ihraç ediliyor. 

Rektörlük seçimlerinde yandaşların listesine oy vermediği için, üniversite yönetimlerinin keyfi bir şekilde hazırladığı listelere alınan akademisyenler bir gecede ihraç ediliyor.

Laik, demokratik, bilimsel eğitim isteyen, demokrasi ve barış dediği için açığa alınan 11.500 Eğitim Sen’li ve Eğitim-İş’li öğretmen…  O öğretmenler ki meslek hayatları boyunca cemaatle mücadele etmiş kişiler! Onlar da açığa alınıp ihraç edilenler arasında.

Darbe gecesi, darbecilerin kullandığı tankı ele geçirip TBMM'nin her iki kapısını koruma altına alan, olay gecesi amirleri tarafından takdir edilen,  halk tarafından coşkuyla karşılanıp alkışlanan emniyet amiri ve eşi de meslekten ihraç edilenler arasında yer alıyor.

Ankara Akıncılar’da darbeye karşı çıktığı için darbeci komutanların emriyle arkadan vurularak şehit edilmesine rağmen ordudan İHRAÇ edilen Yüzbaşı Özkan Hekin’in ailesi de komisyonumuza müracaat ederek hak arıyor.  Darbeci subay, onu arkadan vurarak şehit ettiğini itiraf etmesine rağmen, Yüzbaşı Özkan Hekin hala hain olarak kabul ediliyor. 

15 Temmuz gecesi Ankara Emniyet Müdürlüğü önünde, içinde bulunduğu Tanktan ateş edilmesi emrine karşı çıktığı için ensesinden tek kurşunla vurulduğu iddia edilen Üsteğmen Eray Demir'in eşi Fatma ve küçük çocuğu da suçluları arıyor.

Şanlıurfa ve Sakarya'da kaldıkları Askeri Lojmanlardan sokağa atılan, kiralık ev dahi verilmeyen aileler çocuklarıyla çaresiz bir şekilde komisyonumuzdan yardım istiyor.

Hiçbir yargı kararı olmaksızın mallarına el koyulan işadamları da hak aramak için mahkemelere değil partimize koşuyor.

Hükümetin izniyle kurulan sendikalara üye oldukları için ihraç edilen kamu çalışanları, bu sendikaların kurulmasına, örgütlenmesine izin verenlerden hesap sorulmasını istiyor.

Sınav soruları çalınıyor diye yıllarca uyarı yapılmasına kulak tıkayan yöneticiler görevine devam ediyor.  Sınav sorularını çalanlar ve o sorularla sınav kazananalar hala görevlerinin başında yer alıyor. Ama sınavda hakkıyla başarılı olanlar mülakatla eleniyor.

Okullar da darbe girişiminin sorumlusu olarak ilan edildi. Subay yetiştiren okullar, özellikle de tarihi öneme sahip KULELİ ASKERİ LİSESİ kapatıldı.

Cezaevleri birer işkencehaneye dönüşmüş durumda. Gözaltına alınıp işkence gören kişiler raporlarıyla birlikte komisyonumuza müracaat ediyor. Hakim, savcı ve üst düzey askerler tek kişilik hücrelerde tutuluyor. Yatak yetersiz, tutuklular sırayla uyuyor. Cezaevleri çok soğuk, buna rağmen yeterli kıyafet verilmiyor. Görüş günleri keyfi bir şekilde değiştiriliyor. Bu durum özellikle başka şehirlerden gelen aileler için büyük bir işkenceye dönüşmüş durumda.

Biz CHP olarak mazlumun yanında durmaya, zalimin karşısında olmaya devam edeceğiz.
Çünkü!
CHP varsa herkes için var!
                                                                                                           
                                                                                                             25.10.2016
                                                                                                          Yıldırım Kaya
                                                                                                  CHP Parti Meclisi Üyesi








5 Ekim 2016 Çarşamba

Darbelerin Değişmez Mağduru Öğretmenlerimiz “Gününüz Kutlu Olsun”


Darbelerin Değişmez Mağduru Öğretmenlerimiz “Gününüz Kutlu Olsun”
Türkiye öğretmenlerinin tarihi, darbelerle mücadele tarihi gibidir. Öğretmenlerimiz, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü, mücadele, eylem, gözaltı, açığa alınma ve ihraçlarla karşılıyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra silindir gibi ezilen öğretmenler yine de mücadeleyi bırakmıyor.

Öğretmenlerimiz her darbe döneminde en fazla mağdur olan meslek grubunda yer aldı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da kural değişmedi. Kamuda çalışan binlerce öğretmen açığa alınıp ihraç edilirken, kapatılan okullarda çalışan öğretmenlerin de çalışma lisansları iptal edildi.

Darbe girişiminden sonra 28 bin öğretmen ihraç edilirken, 45 bin öğretmen de açığa alındı. Özel sektörde çalışan öğretmenleri de eklediğimizde 50 binin üzerinde öğretmen işsiz kaldı. Açığa alınan öğretmenler de işsiz kalma endişesi içinde bekliyor.

OHAL’den faydalanan hükümet kamuda güvencesiz çalışmayı yerleştirmeye çalışıyor. Diğer yandan da kadrolaşmayı hedefliyor. İhraç edilen öğretmenlerin yerine sözleşmeli öğretmenler alınıyor. Yapılan sözlü mülakatlarla yandaşlar kamuya yerleştiriliyor.

KPSS’den yüksek puan alan muhalifler mülakatta düşük puan verilerek elenirken, düşük puan alan yandaşlara yüksek puan verilerek atamaları yapılıyor.

OHAL kapsamında darbeyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan darbe karşıtı, laik, bilimsel eğitim diyen, barışın savunucusu binlerce öğretmen de açığa alındı.

Mağduriyetlerin giderilmesi için görüştüğümüz Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz; darbe karşıtı, barışın savunucusu öğretmenlerin mağdur edilmeyeceği sözünü verdi. Açığa alınan binlerce öğretmen verilen bu sözün yerine getirilmesini umutla bekliyor.

12 Eylül 1980 darbesi çağdaş eğitime büyük bir darbe vurdu. Bilimsel eğitimin içini boşaltarak geleceğimizi kararttı. Öğretmenleri tutuklayarak ağır işkencelerden geçirdi. TÖB-DER’i kapatarak örgütlenmeyi yasakladı.

Ama devrimci, demokrat, laik, bilimsel eğitimi savunan öğretmenlerimiz mücadeleden asla vazgeçmedi. Kenan Evrenin faşist cuntasına hiçbir zaman boyun eğmedi.

Şimdi de eğmeyecek!

Ne FETÖ Terör Örgütü’ne, ne de Saray darbesine!

12 Eylül kalıntılarına asla geçit vermeyeceğiz!

Tüm mücadele duygularımla, darbelerin değişmez mağduru tüm öğretmenlerimizin “Dünya Öğretmenler Günü”nü kutluyorum.

                                                                                                    05.10.2016
                                                                                                   Yıldırım Kaya
                                                                                          CHP Parti Meclisi Üyesi

2 Ekim 2016 Pazar

Mülakatla Öğretmen Atamak Emek Hırsızlığıdır

Mülakatla Öğretmen Atamak Emek Hırsızlığıdır
OHAL’den de destek alan AKP hükümeti öğretmenleri mülakatla atamaya başladı. Adı her ne kadar mülakat olsa da özünde sınavdan düşük puan alan yandaşlara yapılan bir torpildir.

Bir başkasının kazandığı hakkı iktidar gücünü kullanarak elinden alıp, hak etmeyene veren karanlık bir dönemden geçiyoruz. Haktan, adaletten bahsedenlerin mülakat aldatmacasıyla yaptığı emek hırsızlığına hep birlikte tanıklık ediyoruz.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz konuya ilişkin yaptığı açıklamada, mülakatın ehliyet ve liyakati sağlamak için yapıldığını söylüyor. Yılmaz, “Bu kimse anlayabiliyor mu, anladığını öğrencilere anlatabiliyor mu, hitabet gücü var mı? İkna kabiliyeti var mı? Liderlik yeteneği var mı?” diye soruyor.

Biz de Sayın Milli Eğitim Bakanımıza soruyoruz;
Mülakatı yapanların yeterliliği var mı?
KPSS’den 85-90 puan alanları eleyip, 60 puan alanları atayanların vicdanları var mı?
Adayların siyası düşüncelerini sorgulayan komisyon üyelerinin adalet anlayışları var mı?
Öğretmenlerin inançlarını sorgulayan komisyon üyelerinin hakkaniyet duyguları gelişmiş mi?
“Ne yemek yapıyorsun” diye soru hazırlayanların psikolojik durumları normal mi?

Sayın Bakan siz önce, KPSS’den 85-90 alan bir öğretmenin puanının mülakat sonucu 40’a 45’e nasıl düşürüldüğünü açıklayın.

Milli Eğitim Bakanlığı sözleşmeli öğretmen alımı için yaptığı mülakat sınavında öğretmenlere akıl almaz sorular soruyor. Yıllardır atamadığı aç bıraktığı öğretmenlere, “Ne yemek yapıyorsun” diye anlamsız sorular yöneltiyor.

14 yıllık iktidarı döneminde çözemediği, kangren haline getirdiği sorunların çözümünü öğretmenlerden istiyor. “Doğuya gitsen barışı nasıl sağlarsın” sorusuyla karşılaşan öğretmenler, siyasi bir tartışmanın içine çekilmek isteniyor.

En akıl almaz sorulardan biri de, “Reis deyince aklınıza kim geliyor” sorusu. Bu soruya öğretmenlerimizin nasıl cevap verdiğini bilmiyoruz ama “Reis” denince bizim aklımıza tekne kaptanı geliyor. Hem de küçük bir tekne kaptanı. Büyük ve devasa gemileri diplomasız küçük tekne kapatanlarına teslim ederseniz er ya da geç batırır. Bu nedenle Büyük gemileri küçük tekne kaptanlarına teslim etmemek gerek.

Gezi travmasından kurtulamayanlar, “Gezi’de ne hissettin?” diye sormayı da ihmal etmemişler.

Gezi'nin asi çocuklarından korkmayın!
Çünkü aydınlık geleceği onlar kuracak!

Unutmayın!
Bileziğini satarak çocuğunu okutan annenin iki eli yakanızda olacaktır.
Bugün değil ama yarın vicdanlarınız sizi rahat bırakmayacak!

Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’a sesleniyoruz; insanların vicdanlarında kabul görmeyen mülakat sınavını iptal edin. Herkese aldığı puanlarla tercih yapma hakkı verin adalet yerini bulsun.

Biz halkımıza söz veriyoruz!
CHP iktidarında hiçbir öğretmen işsiz, hiçbir çocuk öğretmensiz ve eğitimsiz kalmayacak.

                                                                                                            02.10.2016
                                                                                                          Yıldırım Kaya
                                                                                                  CHP Parti Meclisi Üyesi

30 Eylül 2016 Cuma

Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu Üyeleri CHP LideriKemal Kılıçdaroğlu'yla Görüştü

Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu Üyeleri CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'yla Görüştü
15 Temmuz FETÖ Terör Örgütü darbe girişiminden sonra mağdur olanların ve ailelerinin kurduğu “Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu” yaptığı ilk basın açıklamasının ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğl'yla görüştü.


TBMM'nde grubu bulunan dört partiden  görüşme talebinde bulunan "Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu" üyeleri, ilk  randevuyu veren CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'yla Görüştü. Kılıçdaroğlu'na sorunlarını anlatan platform üyeleri destek sözü aldı.



Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu Basın Açıklaması

Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu İlk Basın Açıklamasını Yaptı
15 Temmuz FETÖ Terör Örgütü darbe girişiminden sonra mağdur olanların ve ailelerinin kurduğu “Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu” mağduriyetlerini gündeme getirmek amacıyla Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması düzenledi.


Basın açıklamasını mağdur yakınlarından Hilal Erdoğan okudu.  Basın açıklamasında konuşan, FETÖ Terör Örgütü tarafından sırtından vurularak öldürülen Şehit Yüzbaşı Özkan Hekin’in eşi Fatma Hekin, yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı

Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu
Basın Açıklaması

Öncelikle ilk basın açıklamamız aracılığıyla “Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu” üyeleri olarak, 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ Terör Örgütü tarafından katledilen şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı, gazilerimize ve tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Kendi meclisine bomba yağdıracak kadar ihanet içinde olan, 250 masum vatandaşı gözünü dahi kıpmadan katledecek kadar canileşen FETÖ Terör Örgütü’nün devletten tamamen temizlenerek cezalandırılmasını istiyoruz.

Bizler 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL kapsamında çıkartılan KHK’ler ile tutuklanan, ihraç, edilen, açığa alınan ve çeşitli şekillerde mağdur edilen kişiler ve onların aileleriyiz.

Mağduriyetimizin giderilmesi için bir araya gelerek, “Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu”nu kurduk.

Biz kim miyiz?
Biz darbe karşıtlarıyız.
Bizlerde FETÖ Terör Örgütü mağdurlarıyız.
Vatanını seven masum halkız…

Ben Kim miyim?
Ben, halkın üzerine ateş açtırmadığım ve açmadığım için darbeciler tarafından sırtından vurularak katledilen Yüzbaşı Özkan Hekin’im. Katillerim itiraf etmesine rağmen, beni darbeci ilan ettiniz, çocuklarımı aç bıraktınız, mezarımda dahi rahat uyumama izin vermediniz.

Ben darbecilerin kullandığı tankı canı pahasına ele geçirip meclisi koruyan, halkın alkışladığı, devletin hain ilan edip, ihraç ettiği o polis memuruyum.

Ben barış isteyen akademisyenim.
Ben laik eğitimi savunan FETÖ Terör Örgütü ile her zaman mücadele eden öğretmenim.
Ben Fethullah Gülen’i yargılayan hakimim…
Ben darbeden habersiz linç edilen 19 yaşındaki erim.
Ben polise “abi askerliğim yanar mı” diye soran o masun erim.
Ben emir komutaya uyduğum için cezaevinde olan subayım.
Ben vatan haini ilan edilen bir gaziyim.
Ben vatan haini ilan edilen bir şehit çocuğuyum.
Ben devletin onayıyla kurulan bankaya para yatıran, özel okula çocuğunu gönderen, sendikaya üye olan kamu çalışanıyım.
Ben tercih hakkı elinden alınan özel üniversite öğrencisiyim.
Askeri üniforma giymenin hayalini kurduğum kapatılan askeri okulun öğrencisiyim.


Ben kim miyim?
Ben darbecilerin katlettiği Şehit Yübaşı Özkan Hekin’in eşi Fatma’yım.
Ben darbecilerin katlettiği Astsubay Eray Demir’in eşi Fatma’yım.
Bizim isimlerimiz gibi acılarımızda ortak!

Bizi Vatan haini ilan ettiler!
FETÖ Terör Örgütü üyesi yaptılar!
Sırtımıza yüklediğiniz yük çok ağır…
Bunu taşıyamayız!

Masumların cezalandırılmasının, FETÖ Terör Örgütü ile mücadeleyi sekteye uğratmaktan başka bir işe yaramayacağını biliyoruz.

Bizler Darbe Karşıtı OHAL Zedeler Dayanışma Platformu olarak, üzerimize atılan vatan hainliği damgasından kurtulmak, alnımıza sürülen bu kara lekeyi silmek için adil yargılanma hakkı istiyoruz.

Yeni mağdurların doğmaması için savunma hakkımızın verilmesini, evrensel hukuk kurallarının tam anlamıyla işletilmesini istiyoruz.

Ve bunu hemen istiyoruz…
Çünkü geciken adalet adalet değildir!






27 Eylül 2016 Salı

Yüzbaşı Özkan Hekin Neden Şehit İlan Edilmiyor

Yüzbaşı Özkan Hekin Neden Şehit İlan Edilmiyor
15 Temmuz darbe gecesi sırtından vurularak öldürülen Yüzbaşı Özkan Hekin'in hain olmadığı FETÖ Terör Örgütü tarafından şehit edildiği bir kez daha, yeni delillerle ispat edildi.

AA'nın haberine göre; Yüzbaşı Özkan Hekin'i şehit eden Astsubay Halil Burak Balcı, FETÖ Terör Örgütü'nün İmamı olarak bilinen Adil Öksüz gözaltındayken kendisiyle üç kez telefonla görüşen Hasan Balcı'nın oğlu olduğu ortaya çıktı. Darbe girişiminin yaşandığı gece Balcı'nın, görevli olduğu Konya 3. Ana Jet Üssü Komutanlığından Ankara'yı bombalayan uçakların havalandığı Akıncı 4. Ana Jet Üssüne geldiği ve burada darbecilerin safında yer almadığı için Yüzbaşı Özkan Hekin'i şehit ettiği belirlendi.



Yüzbaşı Özkan Hekin’in, 15 Temmuz darbe gecesi darbeye karşı çıktığı için Ankara Akıncılar Üssü’nde arkadan vurularak şehit edildiğini “Kahramanlık İle Hainlik Arasındaki İnce Çizgi başlıklı yazımızla duyurmuştuk.

Genel Kurmay Başkanlığı, Yüzbaşı Özkan HEKİN’i 5 Ağustos 2016 tarihinde, “Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirildiğinden… Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın teklifi, Genelkurmay Başkanı’nın İnhası ve Milli Savunma Bakanı’nın onayı ile KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARILMASINA” karar vermişti.

Yapılan itiraz ve  incelemeler sonucu Kazan Cumhuriyet Savcılığı da 11 Ağustos 2016 tarihlinde Genel Kurmay Başkanlığı’na gönderdiği yazıda Özkan Hekin'in şehit edildiğini bildirmişti;

Savcılık tarafından Genel Kurmay'a gönderilen yazıda “15.07.2016 günü FETÖ/PYD Terör Örgütü tarafında Anayasal Düzeni Yıkmaya Yönelik darbe teşebbüsü kapsamında İnsani Yardım Tugayı’ndan çağrılarak nizamiyeye gelen Yüzbaşı Özkan HEKİN’in Akıncı 4. Ana Jet Üssü Yenikent 2 nolu nizamiyesinde 16.07.2016 günü sabah saatlerinde Konya 3. Ana Jet Üssü Komutanlığı’nda görevli Halil Burak Balcı tarafından vurularak öldürüldüğü anlaşılmıştır." denilmişti.

Ortaya çıkan bütün deliller  göz önüne alındığında, Yüzbaşı Özkan Hekin 'in tüm haklarının iade edilerek, şehitlik mertebesine çıkartması gerekiyor.

Deliller ortadayken,  Genel Kurmay Başkanlığı Yüzbaşı Özkan Hekin'i hain ilan ettiği kararını neden düzeltmiyor. Yüzbaşı Özkan Hekin neden "ŞEHİT" ilan edilmiyor.

Özkan Hekin'in şehit ilan edilerek ailesinin ve iki çocuğunun acılarının dindirmesi gerekir.  

CHP olarak bugüne kadar tüm darbe karşıtı mağdurların sesi olduk ve olmaya da devam edeceğiz.

26 Eylül 2016 Pazartesi

Eğitimin İçeriği Her Şeyi Değiştirir

Eğitimin İçeriği Her Şeyi Değiştirir

FETÖ’cüler gibi AKP’nin de gizli bir ajandası var. Devleti tüm kurumlarıyla ele geçirip özlemini duydukları düzeni kurmak. Bunun en önemli ayağı eğitim. Eğitimin içini boşaltarak karanlık emellerine ulaşmayı hedefliyorlar. Çünkü eğitimin içeriği eğitimden de önemlidir. Uzun vadeli emellerini eğitimle gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Gün geçmiyor ki AKP’nin eğitim üzerine yeni bir oyunu ortaya çıkmasın. Şimdi de Türkiye’nin en başarılı öğrencilerinin girebildiği ve en başarılı öğretmenlerinin sınavla seçilerek görev yaptığı “proje okullarına” el attı. Nedir bu proje okulları? Ne yapmaya çalışıyorlar? Başarılı ve kurumsal geçmişi olan okulları çökertip piyasacı ve gizli emellerine yeni bir çatışma alanı mı oluşturuluyor? Ankara’da Atatürk’ün adını taşıyan ve 1886’da kurulan Ankara Atatürk Lisesi'ni de proje okulu kapsamına aldılar. Okulda öğretmen kıyımı yapılıyor. Öğrenciler tedirgin ve motivasyonları gittikçe düşürülüyor.

Proje okulları öğretmenlerinin sınavla kazandıkları hakları, çıkartılan bir genelge ile ellerinden alındı. Öğretmenlerden 8 yılını dolduranlar başka okullara sürgün ediliyor. Dört yılını dolduran öğretmenlerin okulda kalıp kalmayacağı ise idarenin keyfiyetine bırakılıyor.  Onların yerine Milli Eğitim Bakanı tarafından sınavsız yandaş öğretmenler atanıyor. Bu nasıl bir proje? Neyin, kimin projesi? Eğitimde yeni bir yapı mı oluşturuluyor?

Fakat biliyoruz ki AKP iktidarı çağdaş, bilimsel ve laik eğitimin kalesi olan proje okullarındaki öğretmenleri dağıtarak kendi kadrolarını kuruyor. Özgür düşünen, sorgulayan bireyler yerine, kindar ve dindar nesiller yetiştirmek istiyor. Herkes uyanmalıdır.

Bütün okullar imam hatipleştirilmeye çalışılıyor.  15 Temmuz darbe girişiminden sonra kapatılan okullar da İmam Hatibe dönüştürülüyor. Seçmeli dersler arasına giren Arapça, bazı okullarda zorunlu ders olarak okutuluyor.  

Son olarak Düzce’nin Akçakoca ilçesinde bulunan Sosyal Bilimler Lisesi, İmam Hatip Kız Lisesine dönüştürüldü. Okullarının İmam Hatibe dönüştürülmesine karşı çıkan öğrenciler eylem yaparak okullarını terk etmedi.  Okuldaki gerginlik İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile Sosyal Bilimler Lisesi öğrencilerini karşı karşıya getirdi. Liseli çocuklarımız siyasetin ve çatışmanın tam ortasına çekiliyor.


Diyelim ki bütün okulları İmam Hatip yaptınız nereye varacaksınız? Bütün çocuklar Arapçayı ana dilleri gibi öğrendi sonuç ne olacak? Hedefiniz ne? Türkiye’yi nereye sürüklemek istiyorsunuz?

Eğitimi bilimsellikten uzaklaştıranlar, 5-6 yaşındaki çocuklara dini eğitim veriyorum diye köhne binaların bodrum katlarında ve cemaat yurtlarında tecavüz edilmesine sessiz kalanlardır. Bundan ötesi var mı?

Aynı zihniyet, “laikliği kazanacağız” bildirisi dağıtan Birleşik Haziran Hareketi üyelerini ve HTKP Genel Başkanı Erkan Baş’ı, yerlerde sürükleyip, ters kelepçe takarak gözaltına aldı.

Mevcut eğitim sistemi tamamen değişmelidir. Avrupa’nın Almanya’sına, Uzakdoğu’nun Japonya’sına, çölün ortasındaki İsrail’e… Ve  ABD’ye bakılmalı. Dünyaya teknoloji pazarlayan ülkelerin eğitim politikaları incelenmelidir.

Bir ülkenin eğitim politikası, çağı yakalamasını sağlayabileceği gibi, Ortaçağ’ın karanlığına da sürükleyebilir.  Gelişmişlik kindar ve dindar nesil yetiştirmekle ters orantılıdır. Kindar ve dindar nesille varacağımız yer Ortaçağ karanlığıdır. Aydınlık Türkiye’yi kurmanın yolu bilimsel eğitimden geçer.

                                                                                                                26.09.2016
                                                                                                             Yıldırım Kaya
                                                                                                   CHP  Parti Meclisi Üyesi